Selçuk Özdağ kadim dostu Muhsin Yazıcıoğlu'nu andı

Anayasa değişikliğiyle ilgili yapılacak Halkoylaması öncesinde çalışmalarını yoğun şekilde sürdüren AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ 8 yıl önce suikast sonucunda bulunduğu helikopterin düşmesi sonucunda hayatını kaybeden merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nu andı. Muhsin Yazıcıoğlu'nun her zaman Hakk’ın izinde bir dava insanı olduğunu söyleyen Özdağ " Doğru bildiğini söylemekten çekinmezdi. Haksız bir dava uğruna sultanlık yapacağına, gerekirse haklı davada tek başına yürüyeceğini söylerdi. Merhum Yazıcıoğlu'nun koltuk sevdası ve mülk tamahı yoktu. Yaptığı işlerde tek ölçüsü hak ve adaletti. Tek hesap verdiği merci ise vicdanıydı" dedi.

AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ 8 yıl önce vefat eden 40 yıllık dava ve kader arkadaşı Muhsin Yazıcıoğlu’nu yapmış olduğu açıklamayla andı. Yazıcıoğlu’nun Sivas’ın Şarkışla İlçesinin Elmalı köyünde çiftçi bir babanın oğlu olarak dünyaya geldiğini belirten Özdağ, “Muhsin Yazıcıoğlu, Türkiye siyasi tarihine duruşuyla damgasını vuran önemli şahsiyetlerdendi. O’nu sevenlerinin hep içinde bir keşke var: “Keşke daha önceden tanısaydım, keşke daha çok görüşseydik, keşke yaşasaydı…” diye. O’nun, siyasi hırsı, koltuk sevdası, mülk tamahı yoktu. Yaptığı işlerde ölçüsü hak ve adaletti, tek hesap verdiği mercii de vicdanıydı. Böyle insanlar gençlerimiz için rol modeldirler ve dünyaya nadir gelirler. Doğru bildiğini söylemekten çekinmezdi. Haksız bir dava uğruna sultanlık yapacağına, gerekirse haklı davada tek başına yürüyeceğini söylerdi” ifadesinde bulundu.

YAZICIOĞLU GERÇEK BİR ALPEREN’Dİ
Muhsin Yazıcıoğlu’nun yaşam tarzı, söylemleri ve duruşuyla gerçek bir 'Alperen' olduğunu belirten Özdağ, “Siyaseti gaye olarak değil, inançlarına ve milletine hizmet etmenin bir aracı olarak görürdü. Ülkülerinden ödün vermektense başını vermeye razı olacak kadar bir ilke adamıydı. Hem omurgalı hem de barıştırıcı bir dil kullanmak kolay değildir. Yazıcıoğlu, bu iki dili nefsinde mezcetmiş dava ve gönül adamlarından biri olmayı başarmıştı. “Biz hep beraber büyük Türk milletiyiz. Asla ve asla etnik köken değiliz.” ifadelerini bir hayat tarzı olarak benimsemişti Yazıcıoğlu. Arkasından gözyaşı döken milyonlar arasında her kesimden insanın bulunması bu yüzdendi. Cenazesinde ateist bir doktorun “Ben doktorum, inancım yok; fakat Muhsin Başkan inandığı için inancına saygı göstererek Allah’a dua ettim” demesi manidardı. İşte Muhsin Yazıcıoğlu böyle biriydi” diye konuştu.

YAZICIOĞLU ACILAR VE İŞKENCELERDEN DERS ÇIKARAN BİR ŞAHSİYETTİ
Muhsin Yazıcıoğlu’nun büyük acılar yaşamış bir kuşağın çocuğu olduğunu kaydeden Özdağ sözlerine şöyle devam etti, “Yazıcıoğlu, inandığı dava uğruna çile çekmiş, 7.5 yılını Mamak zindanlarında geçirmiş, işkence görmüştü. Zindanları Medrese-i Yusufiye’ye çevirmiş üşüyorum şiirini de orada yazmıştı. Uğradığı onca haksızlığa, işkenceye rağmen intikam peşinde koşmadı. Acılardan, işkencelerden dersler çıkardı. Gençlere elinize silah değil kalem alın çağrısı yaptı. İşte bu yüzden, herkesin dostu, arkadaşı, kolayca ulaşabileceği Muhsin başkanı oldu. Millet karşıtı her planda cesur yüreğini ortaya koyan Yazıcıoğlu, 28 Şubat postmodern darbesine de 27 Nisan e-muhtırasına da çekinmeden en sert tepkiyi vermişti. Yazıcıoğlu, 28 Şubat'ta kendisine yapılan baskılara, "Bana bakın! Benim adım Muhsin Yazıcıoğlu! Bana tehdit, baskı sökmez. Bizim Allah'tan başka kimseden korkumuz yok. Biz milli iradeyi temsil ediyoruz ve ne olursa olsun demokrasinin arkasında durmaya ve demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz" sözleriyle karşı çıkmıştı. O’nun durduğu yer millet iradesinin yanıydı. Darbecilerin ve vesayetçilerin her zaman karşısındaydı. O’nun davası, boş gurur ve hırsların tatmini için yapılan bir koşuşturmaca değil, siyasi ve beşeri hayatımızı Hakk’a uydurma davasıydı. Hayalleri vardı… Bütün vatandaşlarımızın, ayyıldızlı bayrağın altında şerefle yaşadığı, Başını örtenle, açanın aynı üniversitede yasaksız, kavgasız kardeşçe yaşadığı, Kürt-Türkmen, Alevi-Sünni ayrımı olmadan, zengin-fakir ayrıcalığı görülmeden imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir Türkiye istiyordu. Son nefesine kadar bu gayesini gerçekleştirme peşinde oldu.

YAZICIOĞLU MÜTEVAZİ BİR GÖNÜL ERİYDİ
O adeta, Ahmet Yesevi Hazretleri'nin sekiz asır sonra yaşamış bir temsilcisi gibiydi. İmanı, vatanseverliği, mücadelesi, dürüstlüğü ve güzel ahlâkıyla mütevazı bir gönül eriydi. İslam’ın hoşgörüsünü, tevhid ilkesini, kendisine rehber edinmişti. O ölümden korkmazdı. Abdürrahim Karakoç’un dizelerindeki gibi “Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir” derdi. İnşallah ahirette Peygamber Efendimize; Hoca Ahmet Yesevi’ye, Selahaddin-i Eyyübi’ye, Mevlana’ya, Hacı Bayram’a, Hacı Bektaş’a, Alpaslan’a, Fatih’e, Bediüzzaman Said Nursi’ye komşu olmuştur.

YAZICIOĞLU MİLLET İRADESİNE VE DEMOKRASİYE SONUNA KADAR BAĞLIYDI
“Türk-İslam kültürünün bin yıllık değerler manzumesini kendisinde toplamış adam gibi bir adamın ölümüne şahit olduk. Takva, tevazu, sabır ve teenni sahibi bir yiğidi 8 sene önce ebediyete uğurladık” diyen AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, “Muhsin Yazıcıoğlu, Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” düsturunu kendine şiar edinmiş ve bundan bir an olsun uzaklaşmamıştır. 28 Şubat’ın ruhumuza musallat olduğu günlerde, Türkiye İran olmayacak doğrudur ancak; Türkiye’nin Suriye yapılmasına da biz müsaade etmeyeceğiz diyerek hem bugünleri önceden görmüş hem de millet iradesine vurgu yapmıştır.

YAZICIOĞLU DÜRÜST VE İLKELİ BİR SİYASETÇİYDİ
Muhsin Yazıcıoğlu’nun demokrasiye, millet iradesine ve egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğuna inanan dürüst ve ilkeli bir siyasetçi olduğunu belirten Özdağ, “Demokrasiye ve millet iradesine o kadar çok inanıyordu ki; 1995 Genel seçimleri sonrasında şahsı ve partisi adına yapılan iktidar ortağı olma tekliflerini, Başbakanlığın Merhum Necmettin Erbakan’ın hakkı olduğunu beyan ederek reddetmiştir. Ve hiç bakanlık almadan Refah Partisi, Doğruyol Partisi koalisyonunu dışarıdan destekleyerek millet iradesinden yana olduğunu ortaya koymuştur. Kendisini yakından tanımış, 40 yıla yakın arkadaşlık yapmış, aynı idealler uğruna siyaset yapma fırsatı bulmuş biri olarak diyorum ki; merhum Muhsin Yazıcıoğlu kahraman bir insandı. Muhsin Başkan, sana binlerce rahmet olsun. Yazıcıoğlu gibi siyasetçilerin çoğalmasını temenni ediyorum. Geçmişe, ebediyete göç etmiş tüm siyasetçileri de rahmetle anıyorum” şeklinde konuştu.

YAZICIOĞLU SUİKASTİNİN SORUMLUSU EGEMEN GÜÇLER TAŞERONU FETÖ’DÜR

Bir basın mensubunun ‘Yazıcıoğlu’nun bulunduğu helikopterin düşmesi hadisesi bir suikast miydi?’ sorusunu da cevaplandıran Özdağ, “Yazıcıoğlu’nun öldürüldüğüne inandığımızdan sonra da bu işin takipçisi oldum. O dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Meclis Araştırma önerisini kabul etmişti. Daha sonra dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulunu devreye sokmuştu. Ardından da özel yetkili mahkemeler devreye girdi. Ben de Malatya’da ki mahkemeye giderek üç saat bir açıklama yapmış ve Yazıcıoğlu’nun öldürüldüğünü, öldürülürken de paralel yapının bu suikastın içerisinde çok önemli derecede vakıf bulunduğunu belirtmiştim. 17-25 Aralık Operasyonu sonrasında da Paralel Yapı elemanları Yazıcıoğlu’nun ölümünden Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı sorumlu tutmuş ve bende bu süreçte yine bir konuşma yaparak beş yıldır neden sustuklarını bir şey biliyorlarsa beş yıl önce konuşmaları gerektiğini ifade ettim. Ardından da “Yazıcıoğlu suikastının arkasında en azından bilgi noktasında paralel yapı var” demiştim. 15 Temmuz darbe girişiminde Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a suikast düzenleyenlerin arasında bir isim dikkatimi çekti. Bu isim Aydın Özsıcak’tı. Hafızamı yokladım ve bir baktım ki Aydın Özsıcak Muhsin Yazıcıoğlu suikastının ardından o dağlara gidip helikopterin parçasını sökerken ihbar sonucu yakalanan kişiydi. Şahsın yakalandıktan sonraki ifadesinde helikopter hobisinin olduğunu bu nedenle parçaların dikkatini çektiğini belirtiyordu, ama kimse de bu adama “Madem hobin var. Evinde kaç helikopter parçası var? Ya da başka helikopter parçasına ulaşacağın yer varken o anda neden suikastin yapıldığı alandaydın” diye sormuyor. Çünkü maalesef devlet işgal edilmişti. Yargıcı, Hakimi, Emniyeti, Askeriyesi, Medyası ve de sermayesi yavaş yavaş işgal ediliyordu. Bu yapının Humeyni gibi Türkiye’ye gelmek isteyeceğini de ilk defa yine ben dile getirmiştim. Muhsin Yazıcıoğlu'nun olaydan önce İstanbul'da yaptığı önemli ve gizli bir görüşmeden terör örgütü FETÖ'nün haberi olmuştu. Yazıcıoğlu, yüzde 2 oy alıyordu ama bir işaretiyle milyonları sokağa dökebilecek bir güce sahipti. Yazıcıoğlu'nun hem gelecek perspektifi içinde hem de o günkü şartlar içindeki misyonu nedeniyle ortadan kaldırılması gerekiyordu ve bu misyonu da FETÖ ifa etti. Sorumlusu egemen güçler, gizli örgütlerdir. Taşeronu da FETÖ'dür" dedi.

Haber27 Mart 2017 Pazartesi