Selçuk Özdağ 'Evet'in gerekçelerini açıkladı

16 Nisan’da gerçekleşecek olan Anayasa değişikliğiyle ilgili Referandumdan önce AK Parti’nin önemli isimlerinden akademisyen kökenli Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ neden ‘Evet’ denmesi gerektiğinin gerekçelerini açıkladı.
Anayasanın 18 maddesi değiştirilmesi hususunda yapılmak istenenin rejim değil sistem değişikliği olduğunu belirten AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, “29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilan edildi. 23 Nisan 1920'de de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilan edildi. Cumhuriyet de 29 Ekim 1923'te ilan edildi. O hususta söylenmesi gerekenler Mustafa Kemal tarafından söylendi. Türkiye'nin rejimi Cumhuriyet’tir ama Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak hepimizin görevidir” dedi.

TÜRKİYE’DE 4 DEFA ANAYASA DEĞİŞTİ
Daha önce 4 defa anayasanın değiştiğini kaydeden Özdağ, “Türkiye'de; 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasaları değişmişti. Atatürk 1921'de anayasayı getirdiği zaman daha hayattayken 1924’te kendisi anayasa değişikliğini yaptı. Anayasa değişikliği yapmak, rejim değişikliği yapmak demek değildir. İkincisi; başkanlık sistemine, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçmek de bir rejim değişikliği değildir. Türkiye'de Cumhuriyet devam edecek, Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandıracağız. Sosyal olaylar, toplumsal olaylar değişkenlik arz eder ve sosyal olayları önceden görmek onu öngörmek ve ona göre tedbir almak siyasetçilerin ve devlet adamlarının görevidir. Aydınların görevidir. Bugün Türkiye'de bir tıkanıklığın söz konusu olduğunu hep beraber biliyoruz. 1946 yılında çok partili hayata geçtik. 1950 yılında çok partili hayat tam yapıldı; açık oy gizli tasnif yerine gizli oy açık tasnif ile yapıldı. Türkiye'de 140 yıllık bir parlamenter hayat da yoktur. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun demiş olduğu gibi, 1950 yılından itibaren demokratik parlamenter sistem Türkiye'de söz konusu, ondan önceki dönemlerde demokratik bir sistemden bahsetmemiz mümkün değil” diye konuştu.

HEDEFLENEN REJİM DEĞİL SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ

“Yukarda Hitler var, aşağıda Mussolini var, biraz aşağıda Bulgaristan'da krallık var, Yunanistan'da krallık var. Hemen yukarıda Lenin var; 1917'de devrimini yapmış kızıl devrim onlar var. Aşağıda İran'da şahlık var devam ediyor. Böyle bir ortamda Mustafa Kemal cumhuriyetten bahsediyor. Aynı zamanda Mustafa Kemal çok partili hayatı deniyor” diyen Özdağ sözlerine şöyle devam etti, “Mustafa Kemal Atatürk yine o dönemlerde Serbest Fırkayı deniyor, Fethi Okyarlarla deniyor. Fakat bunların bir kısmıyla anlaşamıyor veya erken buluyor çatışma olacak. Halide Edip Adıvar'ın "Yoruldunuz paşam, biraz dinlenseniz? " sözüne şöyle cevap verir; “Ne, dinlenmek mi Halide, daha birbirimizi yiyeceğiz" çok partili hayat yahut denemeler. Şimdi Türkiye'de yeni bir anayasa değişikliği söz konusu, 1982 Anayasası’nı darbeciler yaptı, 1961'i de darbeciler yaptı. Darbe ürünü iki anayasadır. Her partinin parti programında, seçim beyannamesinde anayasayı değiştireceği vaadi vardır. Türkiye bu anayasa değişikliklerini yaptı. Türkiye'de 18 defa 1982 Anayasası değişti. En son anayasa değişikliğini de 26 maddeyle 12 Eylül 2010 tarihinde referanduma giderek AK Parti olarak biz yaptık. Şimdi Başkanlık Sistemine, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine de Sayın Türkeş de, Sayın Erbakan da, Sayın Demirel de, Sayın Özal da geçmişte ‘Evet’ diyorlardı. Hem de oyları düşükken de söylüyorlardı, iktidardayken de söylüyorlardı bunları. O nedenle bir sistem değişikliğidir. Sistem değişikliğini rejim değişiyor şeklinde takdim etmek tek kelimeyle garabettir ve Türkiye'ye bir bühtandır. Türkiye'de 15 Temmuz,17-25 Aralık olayları oldu. Türkiye'de 8 Şubat 2012 tarihinde MİT Müsteşarına operasyon yapıldı. PKK'yla, DAEŞ'le çok ciddi bir mücadele var. Böyle bir ortamda egemen güçler, sömürgeci emperyalistler Türkiye'nin büyümesini istemiyorlar. Küçük ölçekli devlet olarak kalmamızı istiyorlar. 2007 yılında bir referandum yapıldı, Cumhurbaşkanını halk seçiyor ilk defa da 10 Ağustos 2014 tarihinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan halk tarafından seçildi. Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı, halkın seçtiği başbakan bir yanda parlamento, bir yanda defakto olarak da Başkanlık Sistemi uygulanıyor. Böyle bir ortamda Sayın Devlet Bahçeli ‘Bunu hukukileştirelim’ dedi ve hukukileştirmek için de iki parti birlikte çalışma yaptı. Keşke üç parti birlikte çalışmış olsaydı. 21 madde, 18 maddeye indi. Çeşitli revizyonlar yapıldı, düzeltmeler yapıldı. Ardından parlamentoya geldi 339 oyla da kabul edildi. Ciddi tartışmalar oldu televizyonlarda, görsel ve yazılı medyada, parlamentoda, anayasa komisyonunda ve ardından da genel kurulda tartışmalar yapılarak bu kabul edildi. Bugün Sayın Bahçeli'nin doğru bir tavır içerisinde olduğunu düşünüyorum. Çünkü geçmişte Türkeş rakip gördüğü CHP'den meclis başkanı seçtirme noktasına geldi. Niye? Kaos vardı, bu kaosu gidermek için bunu yaptı. Bugün de Türkiye; bir kaos oluşmasın diyerek, Türkiye ekonomik olarak, siyasi olarak, kültürel olarak, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel olarak sıkıntı yaşamasın diyerek bir hamle yapıyor. Bu hamleye de Sayın Devlet Bahçeli cevap veriyor. Partide bir bölünme söz konusu değil. Partide dışarıda kalan, parti içerisinde görev alamayan, parti disiplinine aykırı hareket edenler bugün dışarıdalar. Bunlar da dışarıdan muhalefet yapıyorlar. Bu muhalefetleri; 18 maddeyi metin üzerinden eleştirmiyorlar söyledikleri bir tek adamlık, iki Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a olan sevgisizlik, üç Sayın Devlet Bahçeli'ye olan tahammülsüzlük.”

SAYIN BAHÇELİ’YE TEŞEKKÜR EDİYORUM
7 Haziran sonrası MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin AK Parti ile koalisyon yapmasını isteyenlerden biri olduğuna dikkat çeken Selçuk Özdağ, “Parti içerisinde de bunun savunmasını yaptım, bunun müdafaasını yaptım. Gerek MHP'lilerle konuştuğumda gerekse AK Parti'nin kurmaylarıyla konuştuğumda dönemin başbakanı dâhil olmak üzere hepsinden MHP ile koalisyon yapılmasını istedim. Müslüman Kürt kardeşlerimizin de bundan memnuniyet duyacağını ifade ettim. Çünkü Güneydoğu Anadolu'da geçmişte MHP'nin büyük belediyelerinin olduğunu söyledim. Bingöl Belediyesi gibi Elazığ Belediyesi gibi, Muş’ta bazı ilçelerde belediyelerin ellerinde olduğunu söyledim; 12 Eylül öncesi ve sonrası olmak üzere. Burada PKK'lılarla mücadele edilmesi gerektiğini, Türkiye'nin bir bütün olduğunu söyledim. Ama Sayın Bahçeli o günkü konjonktürde ve şartlarda böyle bir koalisyondan yana değildi. Bugün Sayın Bahçeli anayasa değişikliğinde bir defakto durumdan bahsediyor. Fiili bir durumu hukukileştirelim diyor. O konu ayrı bu konu ayrı. O hükümet meselesi yani partinin koalisyonda olmaması veya olması tercihi, bir tarafta ise cumhurbaşkanlığı meselesi. Sayın Bahçeli'ye ben teşekkür ediyorum; hem öngörüsünden dolayı hem de Sayın Bahçeli'nin siyaset yaparken belli bir saplantısının olmadığını gözlemliyorum. Şimdi fikirler değişkenlik arz eder. Toplumsal olaylar karşısında, sosyal olaylar karşısında eğer fikirlerinizde fikri sabit olursanız toplumsal olayları yönetemezsiniz. Mesela yanılmıyorsam eğer, Sultan Reşit döneminde; Sultan Reşit, Halife Reşid "Sizin bütün kararlarınızı fetvalarınızı Kâbe’ye asacağım herkes gelsin ve görsün bundan istifade etsin." dediği zaman İmam Şafi karşı çıktı, "Ben Mekke'deki insanların sosyo-kültürel yapısına göre bir fetva veriyorum, Yemen'den gelenlere göre vermiyorum. Türkistan'dan, Çin'den, Anadolu'dan gelenlere göre fetva vermiyorum. O nedenle ben bunu kabul edemem" ifadesini kullandı. Coğrafyaya göre iklime göre değişkenlik arz ettiğine göre zamana göre değişikliğin hayli hayli artması gerekiyor. O nedenle Bahçeli'nin fikri sabit davranmamasını, her olayda ayrı bir görüş serdederek ve devlet adamlığı nosyonu içerisinde hareket etmesini takdire şayan buluyorum. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a da Sayın Bahçeli'ye de şeffaflığın yakıştığına inanıyorum, açıklığın yakıştığına inanıyorum. Devlette hiç bir şey gizli kalmaz” diye konuştu.

EKSİKLİKLER TAMAMLANACAK, FAZLALIKLAR TÖRPÜLENECEK
16 Nisan’da ki Referandumdan Evet oylarının çıkacağını ve erken seçim olmayacağını belirten AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, “Ben MHP'nin kendi yoluna devam edeceğini, AK Parti'nin kendi yolunda, kendi kulvarında yürüyeceğini tahmin ediyorum. 2019'da zaten bu anayasa değişikliği yürürlüğe girecek. Cumhurbaşkanlığı seçimi 2019 Kasım ayı içerisinde yapılacak ve yapıldığı zaman da o seçimde kimin aday olacağını bilmiyoruz. Kimin Cumhurbaşkanı olacağını hiç bilmiyoruz zaten. O nedenle ben o güne kadar Ak Parti'nin 317 milletvekiliyle hükümete devam edeceğini düşünüyorum. Bir erken seçimin de gündemde olmadığını, EVET'lerin de yüksek bir oyla da çıkacağını tahmin ediyorum. Sayın Bahçeli siyasi hayatında zaman zaman ketum olmuştur. Zaman zaman sessiz kalmıştır ama pazarlıklar içerisinde olmamış bir siyaset adamıdır. Daha önce Sayın Bahçeli DSP ile koalisyon yaptı. Rahşan Ecevit'in her türlü ağır cümlelerine karşı dahi, o günkü şartlarda bu gerçekleşti. Sayın Bahçeli’nin Türkiye'de şartlar içerisinde Türkiye'nin selameti için ne gerekiyorsa onları yapmak istediğini gözlemliyorum. Her olayı ayrı değerlendiririz, tenkit ederiz. Zaten siyaset de tenkitler de olacak, eleştiriler olacak. Sayın Bahçeli'nin her yaptığını alkışlamak mümkün değildir ama her yaptığını da tu kaka yapmak da doğru değildir. Her yapılanın iyi yönleri de vardır kötü yönleri de vardır. Her yapılanın eksiği de vardır fazlalığı da vardır. Eksiği vardır tamamlamak gerekir, fazlalığı vardır törpülemek gerekir diye düşünüyorum.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KEYFİ DEĞİLDİR BİR ZORUNLULUKTUR
Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar itibariyle, bugün bir anayasa meselesinin, sistem değişikliğinin gündeme getirilmesinin keyfi bir durum olmadığını belirten Özdağ, “Bir daha Sevr olmasın diyerek, 15 Temmuzlar olmasın diyerek, 17-25 Aralıklar olmasın, 28 Şubatlar olmasın, 71'ler 80'ler 1960'lar olmasın diyerek Anayasa değişikliği bir gereklilikti. İcrayı daha güçlü, daha çabuk hale getirmek istiyoruz. Sayın Devlet Bahçeli’nin, Sayın Türkeş'in geçmişte bahsetmiş olduğu gibi; "tek meclis, güçlü iktidar, güçlü başkan" aynı zamanda da "milli devlet, güçlü iktidar" sloganına uygun hareket ettiğini düşünüyorum. Ak Parti ilânihaye iktidarda kalmayacak. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da 2019'da aday olup olmayacağını da bilmiyoruz. Ömrü vefa eder mi etmez mi onu da bilmiyoruz. İnsan ömrü sayılıdır, kaderimizi sadece Allah biliyor. Bunu Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a endeksleyerek yürütmek doğru değildir. Bu bir sistem meselesidir, Türkiye'nin buna ihtiyacı vardır. Sayın Bahçeli'nin bugünkü şartlarda çok doğru bir karar verdiğine, çok doğru işler yaptığına inanıyorum. ‘Sevr olmasın’ diyerek 15 Temmuz'dan itibaren Sayın Bahçeli; ‘1- PKK'yla mücadele edeceğiz 2- DAEŞ ile mücadele edeceğiz 3- FETÖ ile mücadele edeceğiz ve de Türkiye'de milli birlik ve beraberliği oluşturacağız’ ifadesini kullandı. Partiler araçtır, amaç Türkiye'nin selametidir. Nice sultanlar geldi geçti, nice devlet adamları geldi geçti, nice fırkalar, dernekler, vakıflar, partiler geldi geçti. Türkiye'de dört şeyin ayakta durması lazım; tek vatan, tek devlet, tek millet, tek bayrağın ayakta durması lazım. Cumhuriyeti de demokrasiyle taçlandırmamız lazım” şeklinde konuştu.

Haber7 Mart 2017 Salı