Selçuk Özdağ'dan tutuklu Gazetecilerle ilgili önemli açıklama

CNN Türk’te canlı yayın konuğu olan AK Parti Manisa Milletvekili ve FETÖ Darbe Girişimi Meclis Araştırma Komisyonu Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ 15 Temmuz darbe girişiminden sonra sorgularından sonra tutuklanarak cezaevinde bulunan Gazetecilerle ilgili açıklamada bulundu. Özdağ bir Milletvekili olarak her şeyin kontrol altında olduğu Türkiye şartlarında tutuklu Gazetecilerin tutuksuz olarak yargılanması düşüncesinde olduğunu ifade ederek, “Demokrasi açıklık rejiminin adıdır. Demokrasi şeffaflık rejiminin adıdır. Demokrasi aynı zamanda farklı fikirleri bir arada yaşatabilme sanatının adıdır. Şu n Türkiye’de Olağanüstü bir hal yaşıyoruz. Bu nedenle şu an tutuklu bulunan bu gazetecilerin içerde olmaları emniyetin ve savcıların tasarrufunda bir durum” şeklinde konuştu.

15 Temmuz Darbe Girişiminin nedenini ve kaynağını araştıran Meclis Araştırma Komisyonu’nun AK Partili Başkanvekili Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Fethullahçı Terör Örgütünün özellikle 5 alanda örgütlendiğine dikkat çekerek bunların; Askeriye, Emniyet, Medya, Yargı, Sermaye olduğunu belirtti. Özdağ, “Örgüt Hariciye’de de örgütlendi ama Hariciye’nin çok köklü bir geleneği vardı bu geleneği bozmak çok zordu bu yüzden burada ve diğer kurumlarda daha sonraki yıllarda örgütlendiler” dedi.

DARBECİ PAŞALARDA DİNLENECEK
Komisyona davet ettikleri isimlerin dinlenmesine devam ettiklerini belirlenen listeye yeni isimlerin de dahil edileceğini kaydeden Özdağ, Şu an darbe girişiminde yer aldıklarından dolayı tutuklu bulunan 2. Ordu Komutanı Ahmet Huduti ve 3. Ordu Komutanı Erdal Öztürk’ün de dinlenmesini talep ettiklerini belirtti. Özdağ, “Genelkurmay Başkanı Sayın Hulusi Akar’ın yine darbe girişiminde bulunduğu için tutuklanan Yaverini de dinleyeceğiz. Jandarma Genel Komutanını ve cezaevinde şu an tutuklu olan gazetecileri de dinleyeceğiz. Özellikle 17-25 Aralık’tan sonra neden yazmaya devam ettiler, ne düşündüler bunları sormak istiyoruz kendilerine. Gazetecilerin yazdıklarından, söylediklerinden ve düşündüklerinden dolayı içerde olmaları bizimde tasvip edeceğimiz bir olay değil. Demokrasi açıklık rejiminin adıdır. Demokrasi şeffaflık rejiminin adıdır. Demokrasi aynı zamanda farklı fikirleri bir arada yaşatabilme sanatının adıdır. Şu n Türkiye’de Olağanüstü bir hal yaşıyoruz ve bu OHAL’de bu gazetecilerin içerde olmaları emniyetin ve savcıların tasarrufunda bir durum. Keşke bu insanlar tutuksuz yargılansalar emniyet gözaltına alırken ve savcılar tasarrufta bulunurken gazetecilerin toplum tarafından bilinen, tanınan insanlar olduğunu, Türkiye şartlarında her şeyin kontrol altında olduğu düşünmeli ve ona göre tasarrufta bulunmalılar. Ben bir Milletvekili olarak 15 Temmuz darbe girişiminden sonraki süreçte gözaltına alınan, tutuklanan gazetecilerin tutuksuz olarak yargılanmaları gerektiğine inanıyorum. O gazetecileri Meclis Araştırma Komisyonu olarak dinlememiz bile belki de tutuklu olan bu gazetecilere bir katkı getirir diye düşünüyorum” diye konuştu.

HARP OKULU ÖNCESİ EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ GETİRDİK

Emekli Jandarma Kurmay Albay Mustafa Önsel’i de dinlediklerini ve Önsel’in konuşmasında, Harp okulunda okurken bu yapıya yakınlığıyla bilinen öğrenciler için 1982’de özel bir sınıf ihdas edildiğini ve bu sınıfta okuyan subayların 1985 yılında Harp Okulundan mezunu olduğunu söylediğini belirten Özdağ, “O özel sınıfta okuyan ve daha sonra da mezun olan Bu subaylardan 11’i darbe girişiminde yer aldı ve bugün yargılanıyorlar. Önsel ayrıca konuşmasında her darbenin arkasında mutlaka yabancı güçlerinde olduğunu belirterek bu yapının yurt dışında açılan okullarına bu yabancı güçlerin destek verdiğini yine tarafımıza anlattı. Biz onurlu, erdemli, ahlaklı ve vatanını, milletini seven subaylar daha fazla yetişsin, Türk silahlı Kuvvetleri darbelerle değil elde ettiği başarılarla anılsın istiyoruz. Bunun için Harp Okulundan önceki Liselerde fırsat eşitliğini getirdik. Bilindiği üzere Kuleli Askeri Liselerinden mezun olan askeri öğrenciler Harp Okullarına gidiyorlardı. Biz tüm Liseleri buna dahil edelim istedik ve Liseyi bitiren öğrenciler arasında objektif bir sınav olsun, sorular çalınmasın, Harp Okullarına Endüstri Meslek Lisesini bitiren öğrenci de girebilsin ve subay olmak istiyorsa olsun istedik. Kuleli Askeri Liselerinin kapatılmasında son yıllardaki darbeci yapılanma önemli bir etken oluşturuyor ama en önemli sebeplerden biri de bu eğitimde fırsat eşitliğidir” dedi.

ÖZNE MAĞDURLAR DEĞİL DARBEDİR
15 Temmuz Darbe girişiminde öznenin mağdurlar değil darbe olduğunu kaydeden Özdağ, “Bu darbe girişimi şayet bastırılmamış olsaydı Türkiye’de bir iç savaş çıkacaktı. Türkiye’yi Suriye gibi yapmak istediler o gece. Egemen güçler tıpkı Kuzey Irak’a müdahale ettikleri gibi, 46. Paralele müdahale ettikleri gibi Türkiye’ye de müdahalede bulunacaklardı. Büyük ve güçlü ülke hayali suya düşecekti. Egemen güçler bırakın Türkiye’nin büyük olmasını orta ölçekli olmasını bile tahammül edemediler. Demokrasi askıya alınacak ve herkes bu ülkede birbirini öldürecekti. Bugün 600 Bin insan Suriye’de öldürürdü. 6 Milyon Suriyelide vatansız yaşıyor. Vatanlarını terk etmeyenler de kutuplaşmış, kamplaşmış yaşıyorlar ve birbirlerini öldürüyorlar. Mağduriyetler bu olağanüstü hal halinde olabilir ama hukuk devrede ve hangi mağduriyet varsa hukuk çerçevesinde bunlar giderilecektir. 17-25 Aralık’tan sonra dahi Fethullah Gülen’in talimatıyla Bank Asya’ya para yatıranların sayısı 187 Bin. Biz 187 Bin kişiyi tutuklayalım mı diyoruz? Hayır böyle bir şey demiyoruz. Ama bir kişinin hesabında 10 Milyon TL, 70 Milyon TL çıkmışsa tabiki bu kişileri tedbir amaçlı olarak sorgulamak gerekiyor. AK Parti vesayetle mücadele etmek, insan hak ve özgürlüklerinin alanını genişletmek, fikir, inanç ve teşebbüs hürriyetini yüksek seviyelere çıkartmak, siyasetin ve siyasetçinin seviyesini yükseltmek için çıktı yola. Demokrasi iktidarların yönetimi değildir, muhalefetin de olduğu yerde demokrasi vardır. Biz bir yandan parti kapatma ile mücadele verdik, bir yandan darbe girişimlerine karşı mücadele verdik. Aynı zamanda vesayetçilerin duruş ve sözleriyle uğraştık. Başörtüsü yasağı ile uğraştık bunu yaparken de aynı zamanda ekonomik krizlerle uğraştık. Gezi olaylarıyla diğer illegal yapılara karşı mücadele verdik. Tüm bunlara karşı da özgürlüklerin alanını genişlettik. 15 Temmuz darbe girişimini yapan Fethullahçı Terör Örgütüyle bağlantılı sendikalarda, sermayedarlarda, medya yayın organları da, bürokratları da vardı. Bunlar ne yapmışlarsa her alanda oluşturdukları örgütlenmeleri ile yaptılar” dedi.

CEMAATLER AHLAKLI VE ERDEMLİ İNSANLAR YETİŞTİRECEK
“Cemaatler siyasallaşmayacak, tarikatlar da cemaatleşmeyecek” diyen Özdağ, “Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı gibi güçlü bir kurum var. Bu kurum Cumhuriyet döneminde kurulmuş bir yapı. Diyanet İşleri Başkanlığı İslam dinine aykırı terim, tanım, yapı ve faaliyetlerle ilgili bir yanlış varsa doğrusu budur diyerek çok ciddi uyarılarda bulunmalı. Diyanet İşleri Başkanlığının zaten kuruluş amacı bu, İmamların, din görevlilerinin görevleri vatandaşlarımıza İslam’ın doğrusunu anlatmak ve onların ibadetlerine öğreticilik, öncülük etmek. Türkiye’de cemaatler ahlaklı, erdemli insan yetiştirmek için vardır. Yoksa onu darbeciliğe hazırlamak, vatan hainliğine hazırlamak değildir. Fethullahçı Terör Örgütünü baz alıp tüm cemaatleri karalamaya kalkmak büyük yanlıştır. Her toplumda olduğu gibi Türkiye’de de cemaatler var olmaya ve ahlaklı insan yetiştirmeye devam edeceklerdir. Tasavvuf kültürü Türkiye’de hep yaşamaya devam edecek” dedi.

Haber20 Ekim 2016 Perşembe