Sayın Erdoğan ve AK Parti Türkiye için büyük bir şans

Kurban Bayramı dolayısıyla Manisa merkez, Turgutlu, Gölmarmara, Saruhanlı ve Ahmetli ilçelerinde vatandaşlar ve partililerle bayramlaşan AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ Türk ve İslam dünyasında bir uyanışın olduğunu belirtti. Özdağ, “Egemen güçler dünya’da büyük devletleri kuranların hep Türkler olduğunu bildikleri için Türkiye’nin büyümesini istemiyorlar. Onlar istiyorlar ki tüm dünya Hristiyan olsun ve Efendi sadece kendileri olsun. Yok öyle yağma! Onlar efendi olacaklarsa olsunlar ama biz de efendi olacağız. Bunu başarırken de terörün başını ezecek ve 2019, 2023, 2071 hedeflerine ulaşacağız. Türkiye’nin böyle bir süreç içerisinde en büyük şansı Sayın Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lidere, Cumhurbaşkanına, AK Parti gibi güçlü ve istikrarlı bir siyasi iktidara sahip olması” dedi.

Manisa merkez, Turgutlu, Gölmarmara, Saruhanlı ve Ahmetli ilçelerinde parti teşkilatlarının düzenlediği bayramlaşma programlarına katılan AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ 15 Temmuz gecesi Türkiye’nin büyük bir badire atlattığını ve bu zorlu gecenin demokrasiye ve millet iradesine sahip çıkan halk ile güçlü siyasi irade sayesinde aşıldığını belirtti. Özdağ, “O gece darbe önlenememiş olsaydı Türkiye yüz yılını kaybedecek ve büyük bir kıyım yaşanacaktı. AK Parti iktidarları döneminde büyük kalkınma hamleleri gerçekleştiren ve güçlü ülke olma yolunda ilerleyen Türkiye’yi egemen güçler rahat bırakmıyorlar. Her zaman bir vesayetçi, uşak, maşa buluyorlar ve bunlarla korkutmak, oyalamak istiyorlar. Ama başaramayacaklar. Buradan bir kez daha ifade ediyorum ki; Hiç kimsenin birlik ve beraberliğimizi zayıflatmasına, kardeşliğimizi ve huzurumuzu bozmasına asla müsaade etmeyeceğiz. PKK, DAEŞ, PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

NE CUMHURİYET’TEN TAVİZ VERİRİZ NE DE DEMOKRASİDEN
Sadece 80 Milyon Türkiye’nin değil tüm mağdur ve mazlum milletlerin ümidini güçlü ülke Türkiye Cumhuriyeti Devletine bağladığını belirten Özdağ, “Türkiye topraklarında bilgili toplum olup, teknolojiye hakim olursak, gelecek neslimizi donanımlı, okur yazar sahibi olarak yetiştirirsek, bir yandan da liyakatli ve ehliyetli çocuklarımızı yurtdışından Türkiye’ye getirir yerinde ve gereği şekilde yararlanırsak o zaman mesele kalmayacak. Üniversitelerin bacasıyla, camilerin minaresi, minarelerle beraber de fabrikaların bacası yükselirse o ülke kalkınır. Madde ve mana birlikte yürüyecek” dedi.

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde Türkiye İstiklal kavgası verdi ve kazanarak örnek oldu. Şimdi ise Recep Tayyip Erdoğan ile istikbal kavgası veriyoruz. Bu istikbal mücadelesini huzurumuz, barışımız, demokrasi ve milletimizin istiklali için veriyoruz. Bu mücadeleden de zaferle ayrılarak emperyalist oyunlara gereken cevabı vereceğiz” diyen Özdağ sözlerini şöyle sürdürdü, “Terörün başını ezecek ve Türkiye’nin süper ülke olması hedefiyle kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Bizler Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a inanıyoruz. Başbakanımıza inanıyoruz. AK Parti’ye inanıyoruz. Elinizi, gönlünüzü, kapınızı herkese açarsanız bu aziz millette size inanır, inanıyor da. Tüm bu gerçekler ışığında hep beraber eğitim seviyesini yükseltmeliyiz. Demokrasiye ve hukuk sisteminin üstünlüğüne inanmalıyız. İnsan hak ve özgürlüklerine inanmalıyız. Fikir, inanç hürriyetine inanmalıyız. Bunlara inandığımız sürece ne demokrasiden taviz veririz ne Cumhuriyetten, ne de insan haklarından” dedi.

DARBELERDEN HESAP SORABİLSEYDİK BİR SONRAKİ DARBE GERÇEKLEŞMEZDİ
Kendisinin 12 Eylül 1980 darbesinde 38 gün işkence hanede, 1 yıl hücrede, 7 yıl cezaevinde kaldığını kaydeden Özdağ, “1960 darbesini biliyorum. Millet iradesiyle seçilmiş bir Başbakan derdest edildi. Kalkınma hamlelerinin mimarı olan, demokrasinin mimarı olmak için çalışan bir adam. Bir gece darağacına çekildi. Önce ellerinde sigara söndürüldü. Bir el kendisini tokatladı. Makatından ayıplı prostat kontrolleri yapıldı. Bunların hepsi Türkiye’de yapıldı. Anadolu insanlarının siyasetten uzaklaşmasını istediler. Anadolu insanı siyaset yapmasın, marabalık yapsın istediler. Ancak her şeye rağmen direndik ve bu gün buralara kadar geldik. 1960’tan hesap sorabilseydik, 1971 darbesi olmazdı. 71’in hesabını sorsaydık 80 olmazdı. 80’in hesabını sorabilseydik, 28 Şubat 1997 olmazdı. 12 Eylül 2010 referandumunda 1980’nin ve öncekilerinin hesabını sorduğumuz için bu bir caydırıcılık rolü oynamıştır. Burada bir taassup var. Bir kişiye bağlanma nedeniyle, bir yapı yıllarca sinsi bir şekilde çalışan, gizli gizli, bukalemun gibi bir yapı var. Her kılığa giren, takiye yapmayı maharet kabul eden, gayeye ulaşmak için her yolu mubah gören bir yapı. Bu darbeyle bunu başarmak istedi. Ben 1980 darbesini yaşadım. 12 Eylül 1980 darbesi acılı bir darbeydi. 50 kişi asıldı. İki milyona yakın kişi sakıncalı ve sabıkalı hale dönüştürüldü. Ben de bunun 1 yılını hücrede, 38 gününü işkencede geçirdim. 7 yıl cezaevinde kaldım. İstikbalim, öykülerim, hayallerim, sevdalarım çalındı. Ama ben hiçbir zaman yılmadım. ‘Bir gün buradan çıkacağım ve kaldığım yerden yine devam edeceğim’ dedim. Çıktım ve bıraktığım yerden devam ettim. Demokrasiye, Türkiye’nin büyüklüğüne inandım. ‘Biz büyük olmalıyız, artık pazar olmaktan çıkıp, ortak olmalıyız dedim. Böylelikle yoluma devam ettim” diye konuştu.

VATAN İÇİN BİR YANDAN CANIMIZI FEDA EDECEK BİR YANDAN DA BİLİM ADAMLARI YETİŞTİRECEĞİZ

15 Temmuz darbe girişimi gecesi 2 yeğeninin şehit olduğunu belirten Özdağ, “Vatan tehlikedeyse canlarımız, kanlarımız feda olsun. Eğer vatan tehlikede değilse de Nobel ödüllü yeni Aziz Sancar’lar olalım. Başka Nobel ödülü alacak nesiller yetiştirelim. Büyük doktorlar, matematikçiler, bilim ve ilim adamları yetiştirelim. Ne iş yaparsak yapalım en iyisini biz yapalım. Eğer böyle insanlar yetiştirirsek ve bunları başarırsak Türkiye özlediğimiz noktaya gelir. Bunun önünü açtık. Yeni bir güneş doğacak. Bu topraklarda örnek bir medeniyeti yeniden inşa edeceğiz. Yapmak zorundayız, yoksa tarih biz affetmez. İdeallerimi, ülkülerimi gerçekleştirmek için, Manisa’ya Türkiye’ye hizmet etmeye devam edeceğiz. Hedefimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı başkan yapmak. Hedefimiz bundan sonra daha çok çalışmak. Arabamızı biz yapacağız. Nükleer santralimizi biz yapacağız. Barajlarımızı biz bitireceğiz. Organize sanayilerimiz her geçen gün daha da çoğalacak. Almanya gibi olacağız, Japonya gibi olacağız. Şimdi adalet ve hukuk zamanı. Hukuktan ayrılmayacağız, adaletten ayrılmayacağız. Şimdi demokrasiye sahip çıkma zamanı. Allah nasip ederse bu topraklarda örnek bir medeniyeti yeniden inşa edeceğiz. Pazar değil ortak olmak için, Türkiye’nin güçlü ekonomiye sahip olması için tüm milletimize sesleniyor ve yerli malı kullanmaya davet ediyorum. “Yerli malı yurdun malı. Her Türk onu kullanmalı” sözünü kendimize şiar kabul etmeliyiz. Tüm bunları yaparken de bir taraftan da tasarrufu elden bırakmamalıyız. Unutmayalım ki bir çivi bir nalı, bir nal bir atın ayağını, bir atın ayağı bir atı, bir at bir yiğidi, bir yiğit bir ülkeyi kurtarır” şeklinde konuştu.

Haber14 Eylül 2016 Çarşamba