Milletvekili Selçuk Özdağ milleti tasarrufa çağırdı

AK Parti Salihli İlçe Teşkilatının yeni yönetim kurulunun tanıtım programına katılan AK Parti Manisa Milletvekili ve FETÖ Darbe Girişimi Meclis Araştırma Komisyonu Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ Türkiye gündemi ve son yaşanan süreçle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında ‘tasarruf edelim’ çağrısında da Özdağ, “Tasarruf ederken aynı zamanda Türkiye’de yerli malı bir üretim gerçekleşiyorsa onu kullanma zamanı. Bir ve beraber olma zamanı. Eğer Türkiye giderse her şey biter. Vatanımız, devletimiz olmazsa her şey biter. O yüzden devletimiz her zaman var olsun. Vatan ise namustur. Vatanını, namusunu koruma uğruna, devletimizin bekası, ülkemizin geleceği için şehit olan tüm kahramanlarımızı bu vesileyle rahmetle, minnetle anıyorum. Onları Fatihalarla yaşatmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

AK Parti Salihli ilçe Başkanlığı yeni yönetimini tanıtma adına birlik, beraberlik yemeği düzenledi. Düzenlenen programa AK Parti Manisa Milletvekilleri Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Murat Baybatur ve İsmail Bilen, 24. Dönem AK Parti Manisa Milletvekili Dr. Muzaffer Yurttaş, AK Parti Salihli İlçe Başkanı Selçuk Dinç, AK Parti İl Yöneticileri, İlçe Başkanları, İlçe Belediye Başkanları ve Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri ile yüzlerce davetli katıldı. Düzenlenen programda Türkiye gündemi ve son yaşanan süreçle ilgili önemli açıklamalarda bulunan AK Parti Manisa Milletvekili ve FETÖ Darbe Girişimi Meclis Araştırma Komisyonu Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Cumhuriyet’in kırıldığı günden bu yana Türkiye’nin kırılma noktaları olduğunu kaydetti.

FETÖ’NÜN ÜÇ KIRILMA NOKTASI VAR
15 Temmuz kalkışmasından sonra kurulan FETÖ Darbe Girişimi Meclis Araştırma Komisyonu’nun çalışmalarını bitirerek rapor yazım aşamasına geldiğini belirten Özdağ, “Türkiye Cumhuriyeti’nin üç kırılma noktası var. Bunlar; Mustafa Kemal Atatürk’ün 1920’lerde Sakarya önlerinde kurmuş olduğu Cumhuriyet. Diğeri Türkiye’de çok partili hayata geçiş ve Menderes2in tek başına iktidara gelişi. Bir diğeri ise o güne kadar askerlerden olan Cumhurbaşkanlığında Turgut Özal’ın sivil Cumhurbaşkanlığını başlatmış olması. Sistemi elinde bulunduranlar daima bir askerin Cumhurbaşkanı olmasını istemişler. Millet ise daima milli manevi değerlere bağlı muhafazakar, sağ partileri desteklediği için buna karşılık vesayetçiliğe soyunan kesimin temsilcileri ise bunu dengede tutmak için daima asker Cumhurbaşkanı getirmek istemiştir. Maalesef bazı askerler de asli görevlerini unutup siyasete çok hevesli olmuşlar. Fethullah Gülen hareketinin de yine üç kırılma noktası var. 1969’da Vaiz olarak ilk çıktığı dönemlerde 1971’de darbe oluyor. Maalesef 12 Mart 1971’de şapkasının hukukunu koruyan Süleyman Demirel Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin hukukunu koruyamayarak şapkasını alıp Meclisten ayrılıyor. Daha sonra kendisine neden böyle davrandığımı sorduğumda ise ‘Korktum Selçuk bey korktum. Beni en iyi anlayacaklardan birisi sizsiniz’ demişti. Evet siyasetçileri hep korkuttular Türkiye’de. Bu nedenle AK Parti iktidarları döneminden önceki genelde iktidarlar ülkeyi yönetmeyi değil daha kolayı olan idare etmeyi seçtiler. Menderes yönetmeye kalktı bir gece ansızın derbest edilerek idam edildi. Turgut Özal yönetmeye kalktı hala ölüm sebebi meçhul ve suikast üzerinde konuşuluyor. Sayın Recep Tayyip Erdoğan yönetmeye kalktı 17-25 Aralık olayları, parti kapatma davaları, darbe girişimleri ve en sonda 15 Temmuz hain saldırısıyla karşılaşıldı” diye konuştu.

MİT MÜSTEŞARINDAN TÜYLER ÜRPERTEN İFADE
Fethullah Gülen, MİT Müsteşarı Fuat Doğu Paşa ve Türkiye’nin en zengin adamı Yaşar Tunagöl’le beraber Ankara’da buluşup sohbet etti. 1971 muhtırasını Demirel’e bildirmeyen adam, asker, general kendisi. Kendisiyle geçmişte bir diyaloğumuz geçmişti. O diyalogda bana dönerek, “Ben MİT müsteşarlığı yapmadım, CIA'in şube müdürlüğünü yaptım' demişti. Fethullah Gülen hareketinin ikinci kırılma noktası ise 12 Eylül 1980 darbesidir. Bende o darbede 7 yıl cezaevinde kaldım. O darbede Fethullah Gülen Isparta’da yakalanır. Her nedense hemen ardından serbest bırakılır. O dönemde 163. Maddeden yakalanan Nurcu, Süleymancı, Nakşibendi ve diğer tarikat ve cemaate mensup kişiler mahsustan aşırı solcuların, komünistlerin kaldığı koğuşlara veriliyor, akla gelmedik eziyetlerle karşılaşıyorlardı. Ben de o nedenle kim 163. Maddeden yakalanmışsa Cezaevi komutanıyla anlaşıyor onların bizim koğuşa gelmesini sağlıyorduk. Eziyet görmesinler, bizlerde dini bir eksiğimiz, bilmediğimiz fıkıh, hadis ya da başka bir konu varsa onu öğrenelim istiyorduk. 1999’da ise Ecevit affı oldu. Diğer bir tabirle ‘Rahşan Affı’ Rahşan affından önce adi suçlular faydalanabilmelerine rağmen Fethullah Gülen cemaati ve birileri yine devreye giriyor DGM suçları da bu affa dahil ediliyor. 19 Mart 1999’da af çıkıyor. Daha önce de 1974’te yine Ecevit affından istifade etmişti. 21 Mart 1999’da ise ABD’ye giderek Türkiye’yi terkediyor. Terketmeden bir hafta önce de Bülent Ecevit’le gizli bir görüşme yapıyor. Hanize bize diyorlardı ya ‘MGK AK Parti’yi 2004’te uyardı ama siz dinlemediniz. Sizin döneminizde palazlandı bu yapı’ Bu ithamların hepsi fasofiso çünkü tüm uyarıları, önerileri dinledik. Fethulah Gülen hareketi 2004't’ başlamadı. 1969’da başladı. Bu yapının görünen kısmına hepimiz bir noktada kandık. Çünkü görünen kısmında okullar, yurtlar, Kur’an vardı. Bu Fethullah Gülen denen adam güya mollaymış o din adamı dahi değil. Çünkü din adamı soru çaldırmaz, devletin beş kuruşuna dahi haramsa el uzatmaz, bu yapının sahtekarlık yapmadığı yer kalmadı. En büyük sahtekarlıklardan birini de SGK’dan emekli olurken yapmış. Yine ABD’ye giderken usulsüz bir şekilde pasaport almış. Biz Milletvekili olarak yurtdışına giderken silahımızı yanımızda götüremezken, koruma polisi götüremezken böyle bir adam yanında silahıyla, koruma polisiyle gitmiş.Bu yapı devlete önce ortak olmak daha sonra da ele geçirmek istedi. Ama herkes şunu bilsin ki Sayın recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti olduğu sürece asla ortak olmayacaklar, devleti ele geçiremeyecekler, bir daha darbe yapamayacaklar” diye konuştu.

15 TEMMUZ’DA BAŞARILI OLSALARDI TÜRKİYE PARÇALANACAKTI
“Eğer kalkıştıkları 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı yüzyılımızı feda edecektik, önümüzdeki yüzyılı da çalacaklardı. Darbe başarıya ulaşsaydı Sevr olacaktı. Türkiye parçalanacak, iç savaş çıkacak, Türk ve Müslüman Dünyanın, mağdur ve mazlumların ümitleri suya düşecekti” diyen Özdağ sözlerine şöyle devam etti; “Çünkü Türkiye son kale. Allah bize yardım etti. Ve bunların haince hedefleri gerçekleşmedi, başarıyla sonuçlanmadı. Şimdi Allah yine cümlemizin yardımcısı olsun inşallah. Yeni Anayasa için ‘Evet kampanyası’ düzenleyeceğiz. Anayasa görüşmeleri çok sert geçiyor. Demokraside muhalefette, iktidarda olacak. Demokrasinin gereği bu. Ama herkes şunu iyi bilsin ve dikkatli olsun ki Türkiye’yi daha büyük tehlikelere sürüklemek istiyorlar. Eğer kalkınma hamleleleri yapılmasaydı başımıza çok daha büyük belalar yağdıracaklardı ama başarılı olamadılar” şeklinde konuştu.

SALİHLİ BELEDİYE BAŞKANLIĞINI AK HİZMETLERLE BULUŞTURACAĞIZ
AK Parti’nin Salihli’de 2002 yılından bugüne kadar hiçbir seçimi kazanmadığını ama 2011 seçimlerinde yapılan genel seçimlerde bir oyla ikinci parti olduğunu belirten AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, “Bugün bir görev değişimi nedeniyle buradayız. Selçuk kardeşimiz göreve getirilerek yeni bir yönetim kurulu oluştu. Bu bayrağı artık yeni oluşan yönetim kurulu aldı ve Salihli’de ki hedefimize götüreceksiniz inşallah hep beraberce götüreceğiz. Hedefimiz burada ilk yapılacak belediye başkanlığı seçimlerinde Salihli belediye başkanlığını almak olacaktır. Bir kez daha yeni yönetim kurulunun hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
Konuşmaların ardından geçmiş dönemde ilçe başkanlığı yapmış olanlara plaketleri Milletvekilleri ve Belediye Başkanları adına Yunusemre Belediye Başkanı Mehmet Çerçi tarafından takdim edildi.

Haber28 Aralık 2016 Çarşamba