İddialar alçakça yapılmış iftiradan öteye geçemez

CNN Türk’te yayınlanan ve Latif Erdoğan’ın da konuk olduğu programda Muhsin Yazıcıoğlu’nun Milliyetçi Çalışma Partisinden (MÇP) istifa ettiği ve Büyük Birlik Partisi’ni (BBP) kurduğu süreçle ilgili yapılan iddialara sert tepki gösteren AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, “Ortaya atılan iddialar alçakça ve şerefsizce bir iftiradan öteye geçemez. Muhsin Yazıcıoğlu hayatının hiçbir döneminde Fethullah Gülen ve paralel yapı başta olmak üzere bu tip kirli pazarlıkların içinde olmamıştır. Çeşitli maddi zorluklar içerisinde ideallerine sahip çıkan Yazıcıoğlu en yakın dava arkadaşlarının ve şahsının üç beş kuruşu ile siyaset yapmayı şeref saymıştır. Eğer Fethullah Gülen’in maddi desteğini almış olsaydı bu sıkıntıları yaşamazdı” dedi.

AK Parti Siyasi Erdem ve Etik Kurulu Üyesi, Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, CNN Türk’te yayınlanan ve Latif Erdoğan’ın da konuk olduğu programda Büyük Birlik Partisi’nin Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun MÇP’den istifa ettikten sonra BBP’yi kurduğu süreç ve Fethullah Gülen’le ilgili çeşitli iddialarda bulunulmasıyla değerlendirmede bulundu. Özdağ, “Dershanelerin dönüştürülmesi tartışmalarından başlayıp bugüne kadar süreç içerisinde tarafını net bir biçimde belli edip bu illegal yapı ile etkin mücadele eden nadir milletvekillerinden biri ve uzun yıllar BBP’de siyaset yapmış biri olarak şunları ifade etmeliyim ki Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) Kurucu Genel Başkanı ve benim 30 yıllık siyasi ve dava arkadaşım Muhsin Yazıcıoğlu’nun MÇP’den ayrılıp BBP’yi kurduğu sürecin içerisinde devlet memuru olmam sebebiyle resmen olmamakla beraber bulundum. Milli Mutabakat adı altında yürütülen çalışmalar geniş bir istişare heyeti ile yapıldı. Alınan kararlar partileşme süreci Türkiye’nin dört bir tarafında binlerce kişiyle istişare edilerek yürütüldü. Böyle bir ortamda doğal olarak Fethullah Gülen ile de görüşme yapılması garipsenmemelidir. O dönemde hemen bütün siyasiler bu şahısla görüşmeler yapmaktaydılar. Bu yapı çıkarları çerçevesinde sürekli iktidarlarla iyi geçinmiş, tabiri caizse hep kazanan ata oynamıştır” diye konuştu.

MUHSİN YAZICIOĞLU ASLA SATIN ALINAMAMIŞ BİR SİYASETÇİYDİ
“Bu yapının tabanının BBP’ye sempatisi olmuştur. Ancak MÇP’den istifa edip BBP’yi kurdurma ve maddi destek sağlanma iddiası alçakça, şerefsizce bir iftiradır” diyen Özdağ sözlerine şöyle devam etti; “Muhsin Yazıcıoğlu hayatının hiçbir döneminde bu tip pazarlıkların içinde olmamıştır. Parasızlıktan partisinin kirasını ödeyemediği, kaloriferlerini yakamadığı, araçlarına benzin koyamadığı dönemler olmuştur ancak bu durumlarda bile en yakın dava arkadaşlarının ve şahsının üç beş kuruşu ile siyaset yapmayı şeref saymıştır. Eğer Fethullah Gülen’in maddi desteğini almış olsaydı bu sıkıntıları yaşamamış olurdu. Önüne büyük maddi imkânların sunulduğu 28 Şubat öncesi ve sonrası süreçte hükumet ortağı olma tekliflerini kabul eder ve bunun nimetlerinden faydalanma yoluna giderdi. Muhsin Başkan hayatı boyunca satın alınamamış, kimseyi ve özellikle milletini satmamış ender siyasetçilerden biri olmayı başarmıştır. Milletini hizmet yolunda Keş Dağlarında meleklerin ve ümmetin duaları ile karlar altında şehadet şerbeti içen bu yiğit adama ve hele hele de muhtemel katilleri üzerinden böyle iftiralar atmak bühtandır. Bu tip iddialar sağlığında da dile getirilmiş ve bu iftira sahipleri Muhsin Yazıcıoğlu tarafından dava edilmiş ve maddi manevi tazminatlar kazanılmıştır. Bu vesile ile ruhu şad mekânı cennet olsun diyor ve yeniden açılacak olan dava dosyası neticesinde onu şehit edenlerin ortaya çıkacağına olan inancımı da kamuoyu ile paylaşıyorum."

YAZICIOĞLU DEMOKRASİDEN VE MİLLET EGEMENLİĞİNDEN ASLA TAVİZ VERMEDİ
Muhsin Yazıcıoğlu davasında takipsizlik kararı verilmesinin davanın kapandığı anlamı taşımayacağını kaydeden Özdağ, “Muhsin Yazıcıoğlu davasını aydınlatmak ve suçluların birer birer gereken cezaya çarptırılmalarının gerekliliği 15 Temmuz darbe girişiminden sonra bir kez daha net şekilde görülmüştür. Muhsin Yazıcıoğlu demokrasiden, millet iradesinden, millet egemenliğinden hiç taviz vermemiş örnek bir siyasetçiydi. Sayın Yazıcıoğlu 28 Şubat döneminde dik durmayı başarmış, vesayetçilere meydan okumuş bir siyasetçiydi. Kendisinin sarfetmiş olduğu, “Türkiye İran, Cezayir olmaz ama Türkiye’yi de Suriye yaptırtmayacağız’ sözleri hala hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır. 46. Paralel üzerinde ayrı bir devlet kurma gayesi olan egemen güçlere de meydan okuyarak, her zaman çekiş güç oylamalarında ‘Hayır’ oyu kullanmıştır. Sadece Türkiye genelinde değil yurt içi ve yurtdışında da idealleri, ülküsünden asla taviz vermeyerek önemli çalışmalar yürütmüştür. Türkiye Büyük millet Meclisinde Doğu Türkistan’ın yaşadığı insanlık dışı zulmü gündeme getirmiş omurgalı bir dil ve duruş sergilemiştir. 2009 yılında yine bir seçim çalışmasında helikopterle seçim miting alanına giderken helikopterin düşmesi sonucu şehit olmuştur. Yine ilginçtir ki Muhsin Yazıcıoğlu’nun sabotaj sonucu düşen helikopterin parçalarını sökerken yakalanan Aydın Özsıcak her ne hikmetse serbest bırakılmış ve aradan 7 yıl geçtikten sonra Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a karşı yapılan suikast sonucunda yakalanan isimler arasında bir kez daha yakalanmıştır. Tüm bu yaşananlardan sonra bir kez daha net şekilde ifade ediyorum ki; Yazıcıoğlu suikastını da, 15 Temmuz darbe girişimini de, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a yapılan suikastı da gerçekleştiren paralel yapı ve ardındaki üst akıldır. Tüm bu darbe girişimi ve suikastların kilit ismi de Aydın Özsıcak’tır” diye konuştu.

Haber11 Ağustos 2016 Perşembe