Dugin ne biliyorsa açıkça anlatacak

15 Temmuz Darbe Girişiminin neden ve kaynağını araştıran Meclis Araştırma Komisyonunun Başkanvekili ve AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ’ı darbe girişiminden önce yetkilileri uyarmaya çalıştığı iddia edilen Rusya Devlet Başkanı Putin’in Özel Temsilcisi Alexander Dugin’i davet ettiklerini ve geldiğinde ne biliyorsa basına açık olarak dinleneceğini söyledi.
Rusya Devlet Başkanı Putin’in Özel Temsilcisi Alexander Dugin'in Türkiye’ye geldiği ve darbe girişiminden önce yetkilileri uyarmaya çalıştığı iddiaları hakkında değerlendirmede bulunan AK Parti Manisa Milletvekili ve FETÖ Darbe Girişimi Meclis Araştırma Komisyonu Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, “Alexander Dugin’i davet ettik gelecek. Meclis Araştırma Komisyonu olarak kendisini dinleyeceğiz. Basına açık olarak ne biliyorsa söyleyecek. Tüm ayrıntıları kendisinden öğrenmiş olacağız” diye konuştu.

TSK İRTİCA İLE İSLAM’I BİRBİRİNE KARIŞTIRDI
Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün: "FETÖ'ye karşı hükümeti 2004 MGK'da uyardık, ama bir şey yapılmadı" sözleri hakkında da konuşan Özdağ, Kendisi "Sarıkız" için tedbir almış mı? "Ayışığı" için tedbir almış mı? "Ergenekon" için tedbir almış mı? "Balyoz" için tedbir almış mı? Burada "Sarıkız" ve "Ayışığı" bal gibi darbeydi. Bunlar hep yapıldı, konuşuldu, bende demeç vermiştim. Burada 2000’li yıllarda da aynı şey Ecevit’in başkanlığındaki Milli Güvenlik Kurulu’na, Türkiye’deki dini cemaatler ile ilgili izlenenler bunlardır diyerek getirmiş askerler. Bunları getirirken burada bir örgüt var diye getirmiyorlar. Allah diyen herkesten ciddi şekilde çekiniyorlar. Yani burada irtica ile İslam’ı birbirine karıştırıyorlardı" dedi.

TÜRKİYE ARTIK PAZAR DEĞİL ORTAK OLMAK İSTİYOR
İki şeyin paylaşılamayacağını, bunlardan birinin kadın diğerinin iktidar olduğunu söyleyen Özdağ, "Türkiye’de iktidarımızı paylaşmak için birileri hep devreye girdi. Askerler girdi daha sonra kirli ve şantajcı medya patronları girdiler. Daha sonra da kirli ve şantajcı sermayedarlar girdiler. Ardından oligarşik bürokrasi devreye girdi. Sonrada işte bir cemaat devreye girdi. Bu konuyla ilgili biz mücadelemizi yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. 15 Temmuz püskürtüldü. 15 Temmuz’u iki cümleyle şöyle tarif etmek lazım. 15 Temmuz'da Türkiye’nin yüz yıllık birikimini çalacaklardı eğer başarılı olsaydı, iç savaş çıksaydı veya darbe gerçekleşmiş olsaydı, Hükümet derdest edilse ve ya TBMM kapatılmış olsaydı, ikinci yüz yıllık hayallerimiz suya düşecekti. Hayallerimizi suya düşürmeye kimsenin hakkı yok. Türkler'inde, Araplar'ında, Afrika'da yaşayan masum ve mazlum insanlarında, Balkanlar'ında ümidi Türkiye’dir. Sebebi ise Türkiye artık pazar olmak istemiyor emperyalistlere karşı. Türkiye bin yıldır bu coğrafyada ben ortak olmak istiyorum diyor, ortak olmak isteyen bir Türkiye’ye de tahammülleri yok. Churchill’in bir sözü vardır: ”Türkler seksen beş kilodur, doksana çıkarsa seksen beşe indiririz, seksen ise seksen beşe çıkarırız. Bu Türkler ne olmalı ne ölmelidir.” ifadesini kullanıyor. O nedenle bize karşı olan düşmanlıklarına devam ediyorlar. Çünkü biz üç şey yaptık. Bunlardan birincisi egemen güçlere karşı, emperyalistlere karşı, İslam'ı dünya dini yapmadık. İkincisi İslam'ı dünyada önemli bir din olarak barışın, dostluğun ve de paylaşımın sembolü olarak takdim ettik. Bin yıl boyunca Selçuklular, Osmanlılar sonra Cumhuriyet Türkiye'si bunu yapmak istedi. Üçüncü olarak da biz artık pazar olmaktan çıkıyoruz ortak olacağız diyoruz. Beyin göçü beyin gücü haline dönüşüyor"dedi.

SAYIN ERDOĞAN SINIRLARI ZORLADIĞI İÇİN HEDEF OLDU
Medeniyetin göstergesinin yol, su ve elektrik olduğunu söyleyen Özdağ, "Yol yaptığınızda pek sesleri çıkmıyor ama yolu suyla tanıştırdığınızda egemen güçlerin uzantıları, zaman zaman Greenpeace’ciler zaman zaman illegal sol örgütleri kullanarak hemen seslerini çıkartmaya başlıyorlar. Bunların bir kısmıda görevli insanlar. Daha sonra bunu da elektrikle tanıştırdığınız zamanda hemen gök kubbeyi başımıza yıkmak istiyorlar. Ama biz yolumuza devam edeceğiz. Sayın Recep Tayyip Erdoğan sınırları zorladığı için hedef olmuştur. Eğer bu sınırları zorlamayı Kılıçdaroğlu yapsaydı, o da hedef olacaktı. Bahçeli yapsaydı, Bahçeli hedef olacaktı. Bu nedenle Sayın Recep Tayyip Erdoğan son yüzyılın Atatürk’ten sonraki en karizmatik lideridir. Millete dayanarak, hakka dayanarak yola devam ediyor. Realiteyle, idealizmi atbaşı götürdüğü içinde başarılı oluyor. Hem Türkiye’deki realite ve idealizmi biliyor hem de dünyadaki realiteyi bilerek kendi idealizmi ile bunu birleştirmeye çalışıyor. İnşallah bir daha da darbe olmasın diyerek, darbe komisyonu görevini yapmaya gayret gösteriyor" dedi.

FETÖ ÜZERİNDEN AK PARTİYE YÜKLENMEK BÜYÜK HATA
Fethullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) kırk yıllık bir hareket olduğunu belirten Özdağ, “Bu yapı sadece AK Parti iktidarları döneminde yoktu. Bu nedenle bazı muhalefet partisi Milletvekillerinin bu yapının iktidarımız döneminde ‘palazlandılar’ sözlerini büyük bir hata olarak görüyorum. Bunlar 1969’lu yıllarda tarih sahnesine çıktılar. Fethullah Gülen, 1965’li yıllarda vaizdi. Daha sonra "1971 Darbesi" olduktan sonra Vehbi Koç’un evinde MİT müsteşarı Fuat Doğu Paşa'yla ve Yaşar Tunagöl ile çok rahat bir şekilde sohbet edebilen bir adam. CHP’nin en önemli adamlarından Kasım Gülek, on yıl genel sekreterlik yaptı. CHP’de İnönü, Ecevit’ten sonra gelen üçüncü adamlardan biridir. Yirmi küsur yıl milletvekilliği yaptı. Önemli bir şahsiyettir. Vasiyeti açıldığı zaman şöyle bir vasiyette bulunmuştu; ‘Cenaze namazımı Fethullah Gülen kıldırsın’ demişti. Vasiyetini doksan beşte yaptı. 1996 yılında da cenaze namazı kılındı. Fethullah Gülen kıldırdı. Burada bir darbe girişimi var. Bu cemaat hiçbir zaman duran arabaya binmedi. Hiçbir zaman otobüs duraklarında beklemeyi tercih etmedi. Her seferinde yürüyen arabalara bindiler. İktidarlarla samimiyet kurmak istediler. Fethullah Gülen, Amerika'da iken şöyle bir cümle sarf etmişti; "Eğer ölürsem öldükten sonra Allah bana bir imkân verse birine şefaat etmemi isteseydi, kime şefaat ederdim? Sayın Bülent Ecevit’e şefaat ederdim." Niye Bülent Ecevit’e şefaat ediyor, çünkü Bülent Ecevit kendisi aranırken "Sağlığınız tehlikededir, ABD’ye gitmeniz bizim için önemlidir" diyerek kendisini telefonla arayan şahsiyettir. Sayın Bülent Ecevit rahmetli benimde cezaevi arkadaşımdı. 1980 darbesinde Ankara Kapalı Cezaevi Ulucanlar’da beraber kalmıştık. Kendisini de beyefendi, dürüst bir adam olarak tanıdım" dedi.

Haber27 Ekim 2016 Perşembe