Demokrasi ve Türkiye'nin yarınları için paralel yapı ile mücadele kesintisiz devam edecek

Selçuk Özdağ CNN Türk'te PDY'nin görünmeyen kısmını anlattı.

CNN Türk’te yayınlanan Gündem Özel programına telefonla bağlanan AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ; “Paralel ile mücadelenin kesintiye uğraması demokrasinin kesintiye uğraması, vatan ve devletin tehlikeye düşmesi demektir. Bu nedenle tüm Türkiye’nin bu yapıyla mücadele etmesi gerekiyor. Bu yapıyla mücadele etmek ve teröre karşı birlik beraberliğimizi müdafaa etmek demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine, vatanına ve devletine sahip çıkmaktır” dedi.

CNN Türk’te yayınlanan Gündem Özel Programına canlı yayında telefonla bağlanan AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ Gazeteci İsmail Saymaz’ın köşeye sıkıştırma amacıyla bilinçli olarak önceden hazırladığı sorulara net ve yerinde cevaplar vererek siyasetteki deneyimini bir kez daha gösterdi. Paralel Yapıyla sürdürdüğü kararlı mücadeleden dolayı FETÖ 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonuna da seçilen Özdağ, “Ben birine iyi demişsem haline iyi demişimdir. Geçmişi kötü olabilir beni ilgilendirmez, geleceğini de Allah bilir. Ben birisine kötü demişsem haline demişimdir. Geçmişinde iyilikler vardır, beni ilgilendirmez. Geleceğini yine Allah bilir. O nedenle tasavvufta ‘Vaktin Babası’ olmak çok önemlidir. Paralel Yapı 17-25 Aralık’tan sonra gerçek yüzünü göstermiştir. O nedenle hasbilere, samimi duygulara sahip insanlara bu yapıdan derhal ayrılmaları gerektiğini defalarca söyleyerek gerekli uyarımı yapmıştım” diye konuştur

TUZAK SORULARA TAKILMAYAN ÖZDAĞ SİYASİ DENEYİMİNİ KONUŞTURDU
Gazeteci İsmail Saymaz’ın kendisini de dahil ederek ‘15 Temmuz Darbe Girişimi Araştırma Komisyonunda yer almamaları gerekir’ şeklinde ithamına ve yine Saymaz’ın tuzak sorularının ağına düşmeden süreci ve paralel yapının görünmeyen kısmını anlatan Özdağ, “Milletvekili olduğu günden bu yana paralel yapıya karşı durduğunu ve mücadelesine 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da devam ettirdiğini belirtti. FETÖ 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu üyeliğine seçilen 9 Milletvekilinden biri olduğunu belirten Özdağ, “1975’li yıllarda Fethullah Gülen Manisa’da iken kendisini tanımıştım. O yıllarda bende Ülkü Ocaklarında gençlik lideriydim. Daha sonra kendisiyle bir herhangi bir hukukum oluşmadı. Ardından 2010 yılında MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli bir açıklamasında, “Fethullah Gülen okulları askıya alınmalıdır” ifadesini kullanmıştı. O dönemde Samanyolu TV’de bana bağlanarak bu açıklamayla ilgili düşüncemi sorduğunda, “Sayın Devlet Bahçeli eğer bir ithamda bulunuyorsa bilgi ve belgeyle konuşmalıdır. Burada okullar ve yapılan hizmetler vardır” diyerek cevap vermiştim. 2011 yılında Milletvekili olduğumda bu yapının Manisa’yı ve Türkiye’yi idare etmek istediğini gözlemledim. Vesayetçi olmak istediklerini gözlemledim ve buna karşı çıktım. Bununla ilgili açıklamalarım, konuşmalarım mevcut. Fethullah Gülen’in Humeyni gibi Türkiye’ye gelmek istediğini, Emniyeti,yargıyı, askeriyeyi, medyayı ve sermayeyi eline geçirerek Amerika’dan bir uçak kalkıp, İstanbul’a konacağını ardından da bu kadar imkan elindeyken Fethullah Gülen’in ve bu yapının Türkiye’yi yönetmek isteyeceğini söylemiştim. Bunu gündeme taşıyarak gerekli uyarıcı konuşmalarda bulundum. Bu yapının görünen bir kısmı vardı. Görünen kısmında okullar, kültürel ve sosyal hizmetler göze çarpıyordu. Geçmiş dönemlerde Alparslan Türkeş’ten Bülent Ecevit’e kadar birçok siyasetçi ve siyasi lider, 17-25 Aralık’tan sonra da CHP’li pek çok Milletvekili bu yapının görünen kısmını alkışlamıştı. Görünmeyen kısmını hissetmeye başladıktan sonra özellikle şahsım Selçuk Özdağ olarak bu yapının tehlikeli olduğunu defalarca dile getirmiştim. 1960-71-80 darbesini yapanlar ve 28 Şubat Post modern darbesini yapanlar nasıl vesayetçiyse, kirli ve şantajcı medya ile sermayedarlarla vesayetçiliğe soyunup, kaos ortamı yaratmak istemişlerse bu yapının da aynı şekilde vesayetçiliğe soyunduğunu gözlemledim ve bunlarla mücadele ettim. 2009 yılından bu yana bu mücadelemi sürdürüyorum. Şayet süreç içerisinde bu yapının görünen ön kısmıyla ilgili övücü sözler kullanmışsam ki kullandım. Bunlar buzdağının görünen kısımları içindir. Görünmeyen kısımlarını süreç içerisinde daha sonra gördüm ve gerekli mücadelemi hala sürdürüyorum” diye konuştu.

LİYAKAT VE EHLİYETTEN ASLA TAVİZ VERMEDİK

Paralel Yapının görünmeyen kısmını Milletvekili olduktan sonra gözlemlediğini ve bu yapının tüm Türkiye’de olduğu gibi Manisa’da da kadroları idare etmek istediğini ancak buna müsaade etmediğini liyakat ve ehliyeti her zaman önde tuttuğunu kaydeden Özdağ, “Bize oy veren sadece siz değilsiniz. Liyakat ve ehliyetten asla ayrılamayız. Biz atamaların hepsini Bakanlarımızla birlikte liyakat ve ehliyeti göz önüne alarak yaparız. Zaten o dönemde atama yetkisine de sahip değildim. Arkadaşlarımı da konuyla ilgili defalarca kez uyardım. Manisa’yı da Türkiye’yi de seçilmişler yani siyasiler yönetir. Bu insanlar yapacaklarsa okullarında ki hizmetleri yapsınlar. Gazetelerini çıkartırlar, kültürel, sosyal ve ilim hizmetinde bulunurlar. Bunların hepsini de meşru zeminde yaparlar. Herhangi bir siyasi partiyle gönül bağları olabilir ama siyasi partiyi yönetmeye kalkamazlar. Buna müsaade etmeyeceğim” dedim. 17 -25 Aralık’tan önce de İzmir’de, Manisa’da ve Ankara’da bu yapının önde gelen isimlerini topladım. Kendilerine, “Siz siyaseti terbiye etmek istiyorsunuz, siyasetin üzerinde demokles’in kılıcı gibi durmak istiyorsunuz bunlar yanlış. Okullarınızda eğitime, ahlaka, ilim ve irfana önem verin demokrasi, insan hak ve özgürlükleriyle ilgili çalışmalarınızı da okullarınızda, derneklerinizde, vakıflarınızda yapabilirsiniz ama bizi, siyasetçiyi yönetmeye kalkmayın, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve seçilmiş iradeye karşı vesayetçiliğe soyunmayın” uyarısında bulundum” ifadesinde bulundu.

YAPININ GÖRÜNMEYEN KISMIYLA MÜCADELE ETTİM

2012 yılında Vatan Gazetesine yaptığı özel açıklamada, “Cemaat bütün kadrolarını ihtiraslardan uzaklaştırmalı” uyarısını yaptığını belirten Özdağ, “yine o dönemde yaptığım bu açıklamamda Cemaat şayet bu denli güçlü ihtiraslar içinde olursa eğer bir gün iktidar düştüğünde o zaman Türkiye kalmaz. Bunu en iyi şekilde kendileri de bilmesi gerekir” şeklinde uyarmıştım. Yaptığım tüm konuşmalarda bu yapıya karşı verdiğim mücadeleye herkes şahittir. 17-25 Aralık’tan sonra bu yapının bir görünen bir de görünmeyen kısmı olduğunu defalarca dile getirdim” hatırlatmasında bulundu.

Haber28 Ağustos 2016 Pazar